Ana içeriğe atla

Şeyma’nın mutlu doğum hikayesi

O gece karnımda hiç durmayan minik ayaklar,kollar...
İçerde çılgın bir dans vardı sanki,doktora göre doğuma 5 gün sisteme göre 10 gün vardı.Ben o yüzden bebeğimin karnımdaki çılgın dansını pekte doğuma yormadım.Meğer doğumun ayak sesleri gelmeye başlamış.6 Mart 00:00 da uyduğum o özel uykudan saat 4 gibi bir sıcaklıkla uyandım.Bunu yazarken çok utanıyorum.Ayağa kalkana kadar algılayamamıştım ki suyum gelmiş.Aman Allahım nasıl bir heycan.Beynimden tek geçen cümle! an bu anmış diyorum.Bir şaşkınlık,kavuşmaya son saatler kalmış bir mutluluk,belki anne oluyor olmanın verdiği bir sakinlikle.”ben doğuruyorum” dedim sakin bir sesle ! Eşim şok ! Daha önce bunun üstüne ne kadar çok konuşup plan yapsakta biz bütün planı,o işteyken doğum başlarsa naparız.O ne kadar zamanda gelir ve ben sırayla kimleri ararıma göre yapmışız :) Resmen panik oldu.Benim doğum hemen olmaz dememle,”Dur ben arabayı otoparktan çıkarayım” diye mantıklı bir cümle kurdu sonunda.
Annem! her zaman olduğu gibi hemen o yanımda !
Hastane bize çok yakındı zaten.O yüzden eşya alma paniği de olmadan sadece hastane çantasını alıp gittik.Gecenin en derin uyku saatleri,hastanenin koridorlarında ışıklar bile kapalı.
Beni Nst ye bağladılar.Hiç sancım yok.Hemşire bana suyun geldiğine emin misin demez mi?
“Eminim hanım efendi,Şişeyle boşalmış gibi gelen suyu idrarla karıştıracak kadar cahil değilim” Dedim.Tabi Clexane vurulan bir gebeyim.En son iğnemi akşam saat 21:00 vurmuştum.Her durumda 12 saat beklemem gerek iğnenin kanama etkisini geçirmem için.Doktorumla iletişim ile Sabah 10 da muhtemelen doğum olacak.Muayne sırasında sezaryen olmam gerekitğini söyledi doktorumuz.
Sabah ezanıyla bekliyoruz,hepimiz içimizden dua ediyoruz.Allahım sağ salim kucağımıza ver!
İçimde hep ilk doğumun verdiği tedirginlik.Olumsuz enerji yaymamak için ağzımı açıp tek kelime edemiyorum.”Ben korkuyorum” diyemiyorum.Ama eminim onlar anlıyor...
Yataktan kalktığım gibi doğuma gelmişim benimde süslenmek hakkım olduğunu ve o havayı dağıtmak adına canım eşimden bana saç maşa mı getirir misin dedim.Gülümseyerek getirdi :) ve ben saçlarımı yatakta serum bağlı şekilde saçıma dalgalar yaptım.Gözlerime makyaj yaptım...Herşey çok keyifli gülümsüyoruz.
Ve bana doğru gelen hemşire “haydi seni doğuma alıyoruz” dedi.Ne çabuk saat 10 oldu !
O an bambaşka bir ruh hali aldı beni.Birden ağlamaya başladım.Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.Çağrı eşim tut elimi beni bırakma diyorum.Çok korkuyorum diyemiyorum.”korkuyorum” altında öyle çok şey var ki...buraya yazmak istemiyorum.
Ameliyathaneye girdim.Zaten bilgi alma zorunluluğu gereği üst üste her hemşire her doktor tepemde ilk doğum mu diyor.Hayır diyorum 2 “ e o zaman neden ağlıyorsun ?” Cevap vermiyorum.
Deyim yerindeyse çatlayana kadar ağladım ameliyathanede.
Nabzım öyle yükselmiş ki doğuma başlayamıyorlar.Bir ara hemşirenin diğer hemşireye “bu ne ki a evvel nabzı 175 di dediğini anımsıyorum.Hemşire sana sakinleştirmeye vurmak zorunda kalıyoruz.Bazı şeyleri çok net hatırlamazsın dedi.Ama başka şansım yoktu.
Sakinleştirici ile aptallaşmış beynimle sezaryen anında alet seslerini dinliyorum.Yanımdaki hemşireye doğum olduğunda saate bakmayı unutma demeyi ihmali etmiyorum ama!

7 Mart 10:29 Sonra bir ağlama sesi! Allahım bu benim oğlumun sesi mi!
Kordonunu kesiyorum ismini söyleyelim hadi diyor neşeli sesle ebe
Yahya yahya! Diyorum boğulmuş sesimle! Yahya “Allah lutüfkardır” demek daha ne diyebilirim ki ona yahya dan başka!
Sonra hemşire direk okula yazdır sen bunu deyince bizim küçük adamın pekte ufak bir adam olmadığını anladım...
Nasıl ağlıyor canım oğlum! İşte o an!
Yanağımı onun yanağına değdirdikleri an! Sadece “annem ben burdayım ağlama annem”dedim bir anlık sustu.Zaten anlık birşey sonra onu götürdüler.Ağlamasını duyuyorum “annem burdayım ben “ diyorum kendimce yattığım yerden.
Onun sesini duydum,onu gördüm o iyi yaaa nasıl bir gönül rahatlığı Allahım!
Bir an evvel ameliyat tamamlansın yanına gitmeliyim.Sakin zaman geçmiyor.
Çağrıyı merqk ediyorum.Bebeğimizi görünce ne yaptı acaba.Ona tembih etmiştim onu sıkıca tut! Senin sesini tanır.
Beni odaya nasıl aldılar yatağıma yatırılmışım,orası yok bende.Hatırlatamıyorum...
Yahya Berki kucağıma aldım hemen onu tenime bıraktım.Onu izledim izledim,inceledim...
Allahım sana çok şükür! Derlerdi de inanmazdım.O andan sonra herşeyi unuttum.Yaşadığım tüm acılar sanki ben yaşamadım.Bitti geçti.Oğlum yaralarımı kapattı.Annelik sevinci ve telaşı sarıverdi içimiCanım ailem rüyada gibiyiz.
O andan itibaren sezaryen dolayısı ile çok acım olmasına rağmen bir an olsun bırakmadım oğlumu.Herşeyiyle ben ilgilendim.Bu arada o kadar ağlamaktan benim saç ve makyaj daha doğuma girerken dağıl.Çıktığımda da o kafaya takılan taç bile beni sıktı.Dikkatimi sadece bebeğime verdim.Biraz çirkin ama çok mutlu bir anne olarak fotoğraflara poz verdim.
Ben 38+3 de doğum yaptım.Bebeğim Yahya Berk 3870 kg 51 cm dünyaya geldi.Daha evvel annelik üzerine bir yazı okumuştum.Anne olacaksanız “Yüreğinizin bedeninizin  dışında olmasına müsade ediyorsunuz demektir “ diyordu.Tam olarak böyle hissediyorum.
Bizim için yepyeni bir hayat başladı.Yeniden doğduk.Hepimizin doğum günü 7 mart oldu.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yol alıyoruz

Çok yol aldık. Şu an yanımda benim yazmamı engellemek için masaya tırmanan bir bıdık var.Bu güzel sebepten yazamıyorum uzun zamandır.Evimizde bir hafta sonu...Bozcaadadan aldığım ada esintisi kahvemi aldım masaya,mutfakta hafta sonu tembelliği ile hazırladığımız atıştırmalıklardan kalma bulaşıklar,yerde ayağıma takılan oyuncaklar...kulağımda neşeli ayaklar çizgi filmine ait diyaloglar. Üzerime doğru tırmanan bebeğimi babasına verdim.”Onu biraz oyalar mısın? Benim kalemimi istiyor.Çekmecede ona ait olanları ver.Hayır! O çekmece değil odasındaki !” Evdeki kaos hiç bu kadar keyifli olmamıştı.Evet bazen söylendiğim zamanlar oluyor ama aslında bu biraz şımarıklık. Kahvemden bir yudum alıp başlıyorum yazmaya...Oğlumla öyle hızlı yol alıyoruz ki günden güne hafta hafta herşey çok hızlı değişiyor.En keyifli zamanlar ise onun bana tepki vermesiyle başladı.Aldığımız yolu cümlelere sığdırmak öyle zor ki kelimeler yeterli gelmiyor.Bazen en basit anlar en gerçek ve en duygusal.Kendime onunla ya...

Küçük beyefendi büyüyor

Ne kadar çok yol aldık bebeğim! Benim küçük erkeğim geliyor! Geçmez dediğim haftalar geçti gitti.Varlığın bana attığın o güzel tekmelerle öyle güzel bir hal aldıki anneciğim! Saatlerce dalıp o güzel tekmelerinle göz yaşlarına boğuluyorum.Şimdiden benim minik arkadaşım oldun annem.Elim karnımda sana herşeyi anlatıyorum,seninle konuşurken öyle güzel tepkiler veriyorsun ki bana.Gözümden yaş süzülüyor o an! İçim eriyor anneciğim sana. Evde “aşkım” dediğimde baban kendisine değil,sana seslendiğimi farkettiğinde hayatımın en büyük aşkının sen olduğunu anladı :) en büyük aşk evlat aşkıymış,evet! Bugün 24 haftalık hamileyim.Küçük erkeğim bize 13. Haftasında gayet net gösterdi erkekliğini :) o güzel boksör pozunu seneler sonra sana göstereceğim! Belki burayada eklerim :) O güzel hallerine aşık olmamak mümkün değil.O suyun içindeki buruşuk hallerin bana biblo gibi geliyor itiraf etmeliyim.

Yıl biterken

Yıl biterken her zaman düşünürüm.Bu yıl bana ne öğretti ? Ne getirdi ? Neler götürdü ? & beni ne kadar büyüttü...Şu geçtiğimiz yıl hayat bana öyle şeyler öğrettiki...insanın kendi tabularını yıkması zor olsada bana duvarlarımı yıkmayı öğretmeyi başardı.Olaylara bakış açımı tamamen değiştirdi.Öncelerde duyduğumda şaşırdığım şeyleri çok normal karşılar oldum mesela,artık hayatta herşey evet olabilir diyorum.Büyük konuşmamak gerek ve hiç birşey için asla dememek gerek.Bunu kendime kural edindim artık.Bu kuralı öğrenmekte çokta geç kalmadığımı düşünmüyorum.Yaş 28 çok geç sayılmaz... Öğredim ki; sabır nasıl güzel birşeymiş.Hayat sana sabrettiğinde mutlaka karşılığını hayallerinden öte,en cömert haliyle veriyormuş.Önemli olan sabırla beklerken isyan etmemeyi ve iyi niyetli olmayı sürdürebilmekmiş. Öğrendim ki; iyi niyet her defasında kazanmakmış.Hırs bana hiç bir zaman yarar sağlamadı.Kimilerine göre farklılık gösterecek bir durum bu...ama bana yaramıyor.Bana iyi gelmiyor.İşte hayatın...