Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayatın katı hali

Eskiden benim canımı yakan şeylerin eskisi kadar canımı acıtmadığını, acıtamayacağını farkettim.Olaylara karşı tepkilerim,herşey bian değişti...Daha katıyım artık.Şaşırmıyorum mesela.Hayattaki en büyük korkumdu kaybetme korkusu! Peki ya şimdi sorsanız? Ben içimdeki canımı, oğlumu kaybetmişim sizce ondan ötesini kaybetmekten korkarmıyım...Daha güçlü, daha katı ve daha kaderciyim artık.Yaşadığımız çok şey biz kendimizi ne kadar paralasakta yine aynı noktaya varıyor. Bizse o neden ve sonuç arasında kalan zamanda harcanıp gidiyoruz. Artık akışına bıraktım hayatı...Bu benim gibi kontrol meraklısı, garantici bi insan için çok büyük bi adım.

Şükür ve dua...

Acılar insanı biraz hızlı büyütür,olgunlaştırırmış...hatta olaylara bakış acısını tamamen değiştiriyor.Mesela ben artık hiçbir şeyin tesadüf olduğuna inanmıyorum.Tıpkı bir ay önce aldığım randevu günü gibi.Her zaman söylendiği gibi her şerde bi hayır vardır.Başıma gelen bu kötü hikayede rabbime binlerce kez şükür ettiğim zamanlar oldu elbetteki. Insan önce cennette artık bi meleği olduğuna inanarak atlatıyor ilk acıları... İlk işim ölen,düşen bebekler hakkındaki âyetleri, hadisleri okumak oldu.Okudukça rahatladım, gözyaşlarım daha farklı süzüldü gözlerimden...Bir (alıntıyı) sizinle paylaşmak isterim. Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine: - Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız,  buyurur. Melekler: - Evet,  derler. Allah Teâlâ: - Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız, buyurur. Melekler: - Evet,  derler. Allah Teâlâ: - Peki, kulum ne dedi,  buyurur. Melekler: -  Sana hamdetti ve  ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ ...

Maalesef

'MAALESEF' bu kelimeden hayatım boyunca nefret edeceğim.Bebeğimin öldüğünü öğrendim ya! Bir ben bilirim bi Rabbim içimdeki acıyı! O duvarlar bilir çığlıklarımı. Hayır dedim ölmedi o! Neden oldu? Benim yüzümden! Benim yüzümden! Ben iyi bakamadım ona! Doktor kader dedi.Yicek ekmeği yokmuş...peki ben şimdi naparım onsuz?  Ben yaşayamam ki dedim..."yaşarsın"dedi...yaşıyorum...yaşamaksa...insan hayatı boyunca yaşayamam katlanamam dediği her acıya katlanıyor malesef.Rabbim öyle de bir güç veriyor...O odadan çıktım. Hastaneye yatırılışıma kadar kendi çığlıklarımdan başka ses duymadım. Yatırdılar beni...Kadın doğum ünitesi...o odaya gittim ya koridorlar süslü yeni doğan bebek kapıları...maviler,pembeler...yüzümü kapatıyorum görmemek için.Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.Odamda boş bebek beşiği...ebeler usulca çıkarttılar odadan.Serumu taktılar...ilaç verip bebeğimi düşürecekler...ebenin elini tuttum son kez "ya ölmediyse"dedim...doktoru aradı yanımda,bebeğinin kalbinin du...

Benim acım...

8 mayıs 2016 anneler günü... Eşimin günler evvel gördüğü rüya...benim belli belirsiz karın sancılarım, gecikmeye başlayan adetim..O sabah eşimin ısrarıyla hastanenin yolunu tuttuk.Ben evde geçtiğimiz aylarda hamilelik testi yapıp hüsrana uğramış biri olarak o testlerin uğursuzluğuna inandım,testi yapsamda birde acaba kanda çıkacak mı stresi eklenecekti üstüne...o sebeple hastanenin yolunu tuttuk.Eşim yanımda olmasa ben çoktan geri dönmüştüm hastanenin merdivenlerinden...”boşver öğrenmeyelim karnım büyüyünce öğreniriz” diye diye kanımı verdim. Sonuçu 1 saat sonra internetten öğrenecektik.Asla evde duramam bekleyemem dedim.Düştük yollara o 1 saat nasıl geçer ya sonuç negatifse ne yaparım! Sonuç ekrana düştü...beta 96 hadi bakalım buyrun! Gebelik var ama değer çok düşük. O andan itibaren tamamen benimseyip kaybetme korkusu sarı verdi içimizi... Benim küçük bebeğim anneler gününde bana verebileceği en güzel hediyeyi verdi.Eşim ve ben dünya yansa umurumuzda değil bir mutlulukla uçuştuk! Tab...